KAYIP DEVENİN MİRASI

külden çıkmış bir bedevi gelir hey

yakılmış bir ağaç durur başında

ak peçesini örtmüş de gelir hey

su görmemiş balık pişer aşında

 

bağırır hey hey: 

 

-devemi kaybettim 

kaybettim devemi  

severdi beni içi odalarla dolu

kaybettim testere çizikleri üstünde

bir de  akşamın kakülü

bir de boynuma kar yağmadı hiç

ve merdivenler döküldü felekten

çarşılarınız basamaklarla dolu      

 

şehirliler çıktı hey hey:

 

buralıyız şeklimizde yama yok

bütün kaplar boşaldı dolan sensin 

bahçamız var lakin anda hûmâ yok 

her yer devedir can! kaybolan sensin

 

-hayır bedevi hayır

kar taneleri tutkalla birleşmiyor

sizin orda nasıldır 

sahi nasıldır

bir mendil kadar güneş alır mı eviniz

duvarların ve halıların birbirine anlattığı

muslukların ve ibriklerin gizlediği 

çömlekçi dokunduğunda çamurun inlediği

ne çok şeyiz 

ne çok atlı geldi sisten yapılmış

sen bir vahayı sehre taşımakla ne ettin

işte kaybolduk ara bizi senin develeriniz artık

 

bedevi yığılır asfalta hey hey 

 

kaktüsten kopardım ben o deveyi

ceplerim kum dolu ona getirdim

ısırmadım yola düşmüş meyveyi

acıkmıştır diye ona getirdim

 

giderek artıyor içimde tokmağı sallayıp duran

giderek artıyor kılıcın yarayla şakalaşması

çatlaması duvarın bir utanmadır kabilesinden

giderek artıyor yıkılacak başımıza 

o sözdür ki dudakta bal tutmuyor

çöker toprağı heman sel tutmuyor

soylu hasattır  kîl ü kâl tutmuyor

ne  iz ne  nişan yalnız dudakları kanar evlerinizin

kurtlar mı yedi uğru mu çarptı eyvah devem 

 

inledi ve yolundu

yediye ayrıldı bedevi

her bir parçası şehirden uzaklaşırken

inledi hey hey:

 

devem de devem 

devem de devem

 

Eser Sahibi:
Website:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *